Öncelikle KOMPEN’in kuruluşu hakkında bilgi alabilir miyiz? Kuruluş fikri nasıl doğdu, sektörü nasıl gördünüz?
Kompen in kuruluşu ile alakalı ilk çalışmalar 1994 yılına dayanmaktadır. Kombassan Holding önderliğinde yapılan çalışmalar 1995 yılında hayata geçirilmiş ve 1996 yılında Kompen faaliyetlerine başlamıştır. Kuruluş fikri o dönemde piyasa şartları göz önüne alınarak planlanmış, ciddi bir fizibilite yapılmıştır. O yıllarda inşaat sektöründe yaşanan canlılık ve PVC pencere sistemlerinin yeni tanınması sonucunda her yıl hızla artan talep karşılanamaz durumdaydı. Bu bakımdan faaliyet gösteren firmalar her yıl yatırım yaparak kapasite büyütmekteydiler. Ancak bir çok sektörde olduğu gibi özellikle 2000 sonrasında yapılan fazla yatırımlar sonucunda sektör bugün kapasitesini dolduramamaktadır.
KOMPEN’in teknik kapasitesi hakkında genel bir bilgi alabilir miyiz? (Üretim tesisi, günlük üretim, adeti, kapalı alan, istihdam gibi…)
Kompen kendi içerisinde 4 farklı tesisi barındıran entegre ve kendi alanında Türkiye’nin ilk ve tek tesisidir. Biz aynı bünyede yarı mamul pencere ve kapı sistemleri, doğrama üretim tesisleri ve ısıcam üretim tesislerini barındırmaktayız. Bununla beraber profilleri ahşap gibi gösteren folyo kaplama yapan bir ünitemizde bulunmaktadır. Bu bakımdan yarı mamul olarak günlük 70 ton profil üretirken, 450 ünite doğrama ve ısıcamı da üretebilmekteyiz. Bugün itibarı ile kendi bünyemizde 340 kişiye istihdam sağlarken buna bayilerimizi de dahil ettiğimizde yaklaşık 5000 insana iş imkanı sunmaktayız.
Faaliyet gösterdiğiniz alanda Türkiye’deki pazarı nasıl değerlendiriyorsunuz? Pazar nasıl bir iş hacmine sahiptir?
Faaliyet gösterdiğimiz sektörde şu an için ülkemizde fazla kapasite mevcuttur. Esasen ülkemiz bu sektörde büyük bir şansı geçmişte iyi kullanamamış ve Avrupa coğrafyasında PVC pencere ve kapı sistemlerinde merkez olma gücünü kaybetmiştir. Çünkü kuzey komşularımız ve Türk Cumhuriyetleri için 2002-2006 arasında en büyük tedarikçi durumundaydık. Çok ciddi ihracat rakamları gerçekleşmekteydi. Üretiminin % 70’ini ihraç eden şirketler mevcuttu. Ancak günübirlik düşünme ve kâr amaçlı çalışma zihniyetimiz bize bu pazarları kaybettirdi. Bu ülkelerde yerli üreticilerin çıkması da şüphesiz bir etkendi ancak en büyük faktör bizlerin o pazarlarda oluşan istek ve taleplere kulaklarımızı tıkamamız olmuştur.
KOMPEN söz konusu bu pazarda ne kadar paya sahiptir?
Bu gün Türkiye’de 350-380 bin ton aralığında bir toplam üretim rakamı telaffuz edilmekle beraber gerçek rakamlara ulaşmak pek de mümkün olmamaktadır. Ancak bu sektörden beslenen alt sektörlerle beraber yaklaşık 2 milyar dolarlık bir hacimden bahsedebiliriz. 2009 yılı sonu itibarı ile sektörel bazda % 4 gibi bir pazar payımızın olduğu gözükmektedir.
Firmanız hangi ürün gamları ile sektörde yer alıyor?
Firmamız Türkiye genelinde PVC esaslı kapı ve pencere sistemlerini yaklaşık olarak 400 bayisi ile tüketiciyle buluşturmaktadır. Doğrama ve ısıcam olarak ise daha çok direk tüketiciye yönelik çalışmalar yapmaktayız. Burada hedef kitlemiz ise daha çok büyük projelerdir.
KOMPEN olarak İSO 500-2 listesinde yer alıyorsunuz. Kurulduğunuz günden bu yana geçen süreçte, kurumunuzun bu derece önemli listelerde yer almasında ve başarısında yatan nedenleri nasıl açıklıyorsunuz?
Kompen olarak 1996 yılında kuruluşumuzdan bu yana her yıl ciddi oranda büyüme trendleri gösterdik.15.000 m² kapalı alanda başladığımız bu yolculukta bu gün 40.000 m² kapalı alana sahibiz.2500 ton/yıl olarak başladığımız üretim kapasitesi 2009 yılı sonu itibari ile 22.000 ton/yıla ulaşmış olup 2010 yıl sonu hedefimiz 25.000 ton/yıldır. İlk olarak 2000 yılında girmiş olduğumuz İstanbul Sanayi Odasının en büyük ikinci 500 sıralamasında 8 yıldır istikrarlı bir biçimde girmeyi başarmış ender şirketlerden birisiyiz. Bu başarılar şüphesiz ki tesadüflerle elde edilmiş değildir. Kuruluşumuzdan bu güne kadar hep tüketici odaklı olmaya çalıştık. Marka olabilenlerin gelecekte ayakta kalacağına inanıyor ve bu anlamda çalışıyoruz. Bu bakımdan gerek teknolojik olarak gerekse Arge ve kalite kontrol açısından hiç taviz vermedik.
Sektörde KOMPEN’i diğer oyunculardan ayıran özellikler var mı? Hangi ürünlerde siz ilksiniz?
Türkiye’nin en gelişmiş laboratuarlarından birine sahibiz. 1998 yılında ISO 9002 belgesini Türkiye’de ilk alan entegre tesis olma özelliğine sahibiz. Uluslararası birçok kalite belgesi ile ISO 9001 ve ISO 14001 belgelerimiz bulunuyor. 2004 yılında TSE tarafından kalite ödülü ile taçlandırıldık. Birçok kez Tüketici ödülleri aldık. Yine TOBB ile EUROCHAMBERS tarafından ortak yürütülen projede şirketimiz Avrupa Birliği’ne uyumlu olduğunu ispat ederek sektöründe CASE sertifikası almayı başarmış ilk şirket olmuştur.
2008 yılı içerisinde zorunlu olmamasına rağmen profilde doğramada ve ısıcamda CE işareti kullanmaya hak kazanan ilk şirket yine biz olduk. Bu çalışmalar Kompen’i bu günlere getirmiştir. Zira yaşadığımız çağda ayakta kalabilmek artık sadece yüksek kârlarla olmamaktadır. 50 yıl öncesinin birçok dev şirketi gelişmeleri takip edemedikleri için yok olmuşlardır. Bu açıdan her zaman gelişime ve değişime açık olmak zorundasınız.
Peki, 2009 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz? 2009 yılında neler yapıldı? Bu yıldaki üretim kapasiteniz nasıldı? Beklentilerinizi karşılayabildiğiniz bir yıl oldu mu?
2009 yılı açıkçası 2008 Temmuz ayından sonra tüm dünyada yaşanan gelişmeler doğrultusunda pek de iyimser geçmeyecekti. Bütün iş dünyası bunu görmüştü. Ancak Türkiye’de kriz her ne kadar dünyada olduğu gibi finans sektörünü etkilemese de, tıkanan kredi kaynakları reel sektörü ciddi anlamda etkilemiştir. Burada dünyada yaşanan kriz ülkemizde etkilerini ihracat ve istihdamda göstermiştir. 2009 yılında sektörel bazda ihracatta % 40 düzeyinde düşüşler yaşanmıştır. Bu düşüş üretim rakamlarına da yansımış ve yılı tahminlerime göre sektör 2008 e göre % 20 aşağıda kapatmıştır. Yurt içinde ise asıl problem tahsilatlarda yaşanmış ve bazı firmalar faaliyetlerine ara vermek ya da tasviye olmak zorunda kalmıştır. Aslına bakarsanız bu sorunlar yıllardır devam etmekteydi ve kriz sadece süreci hızlandırdı ve tetikledi. Zira tüm girdilerin nakit olarak yapıldığı başka hangi sektörde 12 -15 ay gibi vadelerle malzeme satılabilir. Ayrıca üretici bayilik ayağında hiçbir teminat istenmeksizin nasıl olurda malzeme satılabilir. Bu ve benzeri bir çok sorunla yıllardır mücadele etmekte olan sektör 2009 yılında pek tabidir ki ciddi anlamda etkilenmiştir. Kompen olarak ise 2009 yılında % 5 gibi bir büyüme gösterdik. Bunu başarırken özellikle Avrupa ve Doğu bloğunda düşen siparişleri, Irak ve Kuzey Afrika pazarında yeni müşteriler bularak dengeledik. Türkiye içerisinde ise bayi yapılanmamızı gözden geçirdik ve yeni arkadaşlarla çalışmaya başladık. 2008 yılı ortalarında aldığımız bir takım tedbirlerle finansman yükünü ve döviz risklerimizi en aza indirdik. Kısaca krizi lehimize çevirebilecek bir takım tedbirleri aldık ve hala almaya devam ediyoruz. Bunlar başarıyı da beraberinde getirmiştir.
İhracatınız var mı? Varsa ne kadarlık bir ihracatınız söz konusu ve hangi ülkelere ihracatınız var?
1996 yılından bu yana ihracat hep bizim için önemli olmuştur. İlk ihracatımız 1996 yılında gerçekleşti. Bugün 21 ülkede markamıza ulaşmak mümkündür. 2002 yılında Belarus’ta anahtar teslimi tesis kurmuş bir firmayız. Bu güne kadar olan süreçte toplam olarak 100 milyon dolara yakın ihracat gerçekleştirdik. Özellikle 2005-2006 yıllarında toplam üretimimizin % 45’ini ihraç eder vaziyetteydik. Ancak özellikle Doğu Bloğu ülkelerine yapılan ihracatlarda bizim sektör öyle büyük hatalar yaptı ki bu pazarları elimizden kaybettik. Gerek orada başlayan üretimler, gerekse Türk marka imajı bu pazarlarda bize ciddi oranda kan kaybettirdi. Son yıllarda yönünü doğu ve güneye çeviren sektör bu açıkları Irak, Suriye, Kuzey Afrika ülkeleri gibi yeni pazarlarda gidermeye çalışmaktadır. Umarım aynı hataları tekrar edip buralarda da kan kaybetmeyiz. 2009 yılı sonu itibarı ile yıllık 7 milyon dolar gibi bir ihracat rakamı ile zannedersem yılı kapatacağız. Bu geçen yıla göre % 20 gibi düşük bir rakam olmasına rağmen sektör ortalamasına baktığımızda oldukça iyidir.
2010 hedefleriniz nelerdir?
Beklentilerimizin üzerinde geçen 2009 yılının ardından, bu durumu 2010 yılında da devam ettirebilmek en büyük hedefimizdir. Açıklanan kısa vadeli ekonomik programı incelediğiniz zaman 2010 yılı için özellikle inşaat yatırımlarında öyle çok büyük bir ilerleme olacağını zannetmiyorum. Finansman sorunları ve pazarda talep daralması bir müddet daha devam edecek gibi görünüyor. Ancak hükümet talebi artırıcı bir takım tedbirler alır ve reel sektörün kredi olanakları esnetilirse 2010 yılında hem Türkiye hem de sektörümüz tekrar bir toparlanma sürecine girecektir. Kompen olarak 2010 yılı hedeflerimizi revize etmedik bu yıl %10 gibi bir büyüme hedefimiz var. Kapasite ve ürün çeşitliliği konusunda 2009 yılı son çeyrekte verdiğimiz siparişlerimizi 2010 yılı ilk çeyreğinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Yine ihracat olarak yeni pazar arayışlarımız hızla devam ediyor. Daha öncede belirttiğimiz gibi bu kriz sürecini kendi lehimize çevirmenin gayreti içerisindeyiz. Bunu başarabilecek bir altyapımızın ve insan gücümüzün olduğuna inanıyoruz. 2010 yılının gerek Türkiye ekonomisine gerekse sanayicimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. |